Bir takım sorularla başlamak gerek sanırım. Stajyer nedir? En başta “staj” ve tabi “stajyer” kelimelerinin anlamının ne olduğu üzerinde akıl yürütmek hem stajın ne olduğunu, bizlerin oralarda neler yaptığı ve yapması gerektiği konusuna daha fazla ışık tutacak. Hem de deneyimlerin paylaşıldığı bu platform için kapsayıcı bir metin olacak. Eğer uygun düşerse İskender Savaşır’ ın “İyi bir öğrenci Türkçe’nin engin bir bilim dili olduğuna inanamayacak” sözlerini hatırlayıp stajyer kelimesinin İngilizcesi “intern” ü de inceleyeceğim.

Stajyeri staj yapan kişi diyerek aradan çıkardıktan sonra, “staj” nedir? Kökü Fransızca olan bu kelime “meslekte deneme süresi”, “çıraklık” gibi herhangi etimoloji sözlüğüne bakmadan tahmin edilebilecek anlamları içeriyor. Mesleki olgunlaşma evresi yani hayatın olağanlığı içinde barınan bir şey.  Ama dikkat çeken başka bir anlamı daha var “staj”ın. İkinci bir anlamı ise “manastırda çile süresi”. Bana ilginç gelen bu bilgi, staj yapma biçiminin en başında çileyle örülü bir öğrenme süreci olduğu. Yani bu işin temelini dini bir kökenden okuyacak olursak Hz. Muhammed ve Hz. İsa arası farka kadar götürülebilir, yani çile çekmenin nasıl bir öğrenme sürecini barındırdığına kadar, fakat bunu açıklayacak yeterliliğim yok.

Peki manastırda nasıl yürüyor işler? Gene İskender Savaşır derslerinden öğrendiğim kadarıyla manastırda acemilik, çömezlik evresinde mutlak bir itaat kuralı geçerlidir. Ama diğer yandan her stajyer eninde sonunda “efendi”, “usta” olmayı hayal eder ve bir kısmı olur da. Konuya köle-efendi açısından bakarsak da en kısa yoldan; iki kişiden birinin “tamam sen büyüksün, senin arzun beni aşıyor tanıdım, gördüm” demesi ve kabul etmesi gerekiyor. Yani karşısındaki kişiyi “efendi” olarak algılaması, hizmet edebilir konumda olması gerekiyor. Köle-efendi ilişkisi ile abartılı yoldan ifade ettiğim ilişki, manastır içinde adayın hazırlık sürecinden geçtiği ve sonunda manastırın öngördüğü hayat düzeninde herkese hem kölelik hem de efendiliği deneme imkânları tanınıyor. Başarılı görülen keşişler yemin ettirilerek manastıra kabul ediliyor. Adaylık ve kabul edilme süreçleri çeşitli keşişliklerce değişse de çıraklık dönemi hepsinde bir ortak nokta. En başta kelimenin etimolojisinden geldiğimiz bu noktada “manastırda çile süresi” bu süreçleri içeriyor. Yani bir insan stajyer olarak kendini bilinçli bir şekilde çile sürecine dâhil etmiş oluyor. Bunu da belli kısıtlamalarla yapıyor ilerideki amacına ulaşmak için (“zevki ertelemek” kavramı aklımıza gelsin bu noktada). Şaşırtmayacak şekilde “intern” de “one working under supervision as part of professional training” olarak karşımıza çıkıyor. Söylediklerimizi toparlarsak stajyer, henüz tamamlanmamış, eksik biri olarak kendinden büyük bir efendiye hizmet etmek olarak görülebilir.

Şimdi bunları niye açıkladım? Çünkü staj deneyimlerimi açıklarken stajyerin bu noktadaki bakış açısı çok önemli. Aksi takdirde kişileri o kurum ile ilgili yanlış yönlendirmiş olacağız. İlk staj yaptığım kurum Ayna Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi’dir. Ve yaklaşık 2, 5- 3 senedir devam etmekteyim. Kurumun kadrosunda PDR ve psikoloji alanlarından mezun olmuş, alanında uzman psikoterapistler birarada çalışıyor. Ayna’da staj yapmak en başta mesleki etik değerlerini bana öğretirken danışana ve danışmana verilen değer de mesleğimin saygıdeğer olduğunu bana öğretti ki ben de bu yolda mesleğim için her gün çalıştım. Bir danışmanlık bürosunda yapacağınız işler genelde şunlardır; randevuları incelemek, eğitimlere katılmak, danışanları gözlemek ve onları karşılamak, telefonda arayan kişinin istediğini anlayıp en kısa sürede geri dönüşler yapmak, gerekirse alışveriş yapmak gibi sayabiliriz. Hızlıca virgülle ayırdığım her görev kendi başına ayrı hassasiyetleri içeriyor. Danışmanlık bürosunda staj yaptığınız süre içerisinde özel sektörden farklı uzmanları tanıma onlarla iletişime geçme imkânı da bulabilirseniz tabi bu stajyerin yani sizlerin elinde. Ayna’da olan stajım halen sürüyor ve alanda öğrendiğim en önemli nokta “güvenilir” bir kurumda mesleğine saygısı olan insanlarla mesai saatlerinizin geçmesi. Aynı zamanda ileride meslektaş olacağınız stajyer arkadaşlar ile yatay ilişkilerinizi sürdürmeyi öğrenmek gene her mesleğe alışma dönemi için önemli bir nokta. Ayna’yı anlatmak benim için ikinci bir üniversiteyi anlatıyormuşçasına anlatmak demek sanırsam. Funda Tekelioğlu ile tanışmam daha lisans eğitimimin başında, birinci sınıfın sonunda oldu. Şans kelimesi kendi özgüvenim için pek geçerli kelime değil ama Funda Hanım ile tanışma fırsatı bulmak benim lisans hayatımın asıl başlangıcı oldu diyebilirim. Sonrası çabam ve yeniliğe açık olmam ile, stajyer olmanın sorun çıkarmak yerine işleyişi hızlandırmak ve yeniliklerle hocaların peşinde koşmak demek olduğunu öğrendim. Dolayısı sene sonunda üç sene olmasına rağmen hala Ayna’da çalışmaktayım. Yani bu alana adımımı attığım anda karşılaştığım bu kurum, beni daima besleyen bir yapıda.

İkinci stajım da GATA’ da, bir hastane ortamının olabildiğince en iyi imkânlarını sunan bir kurumdu benim gözümde. Gerek hocaların stajyerlere ödevler vermesi ve onların fikirlerini de önemsemesi, gerekse de mesleki pratik kazanmak için gereken koşulların sağlanması konusunda imkanlarını zorlayan bir kurum. Hastane koşullarında “hasta” takibi kısmen zor olsa da patoloji bilginizi arttırmak ve kitapta okuduklarınızın örneklerini görmek açısından önemli. Vizitler ve askere red / kabul kurulları patoloji bilgimin kalıcılığını sağlıyordu. GATA içinde çeşitli test uygulama imkânlarıyla birlikte psikiyatr kadrosuyla nasıl çalışılırsa ve onların düşünme tarzlarına dair ipuçları yakalama fırsatı yakaladım. Ve önlüklerle gezen hastaların hayat öyküleri, üzerlerindeki önlüğün rengi aksine karmakarışık renklerle boyanmıştı.

Üçüncü staj yaptığım kurum Üsküdar Amerikan Lisesi, başlayalı henüz iki hafta oldu, hemen karar vermek bir yana dursun, en verim alacağım stajın Üsküdar Amerikan Lisesi olacağını düşünüyorum.

Son olarak,  lisans eğitimimin sürdüğü yıllarda geriye baktığımda ardımda dolu dolu geçirdiğim 4 sene göreceğimden eminim. Bir stajyer ve öncelikle bir öğrenci olarak deneyimlerimin bana kattığı bunlardır.

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail