“Spor Psikolojisini Nereden Bileyim?”
Spor Psikolojisi Stajı | Spor Psk. Bülent Kaan Köse
İ: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
B: Tabii, ben Bülent Kaan Köse. 25 yaşındayım. İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji mezunuyum. 2021 mezunuyum ve hiç vakit kaybetmeden yüksek lisans başvurumu yaptım. Spor Psikolojisi alanını seçtim çünkü ben şu an halihazırda birkaç gazetede köşe yazarlığı ve spor kanallarında spor yorumculuğu yapıyorum. Başta Medyascope TV ve Galatasaray Spor TV olmak üzere. Küçüklüğümden beri futbolun içinde olmak isterdim, futbolu ve sporu çok seviyorum. Benim aslında hayata bağlanış şekillerimden bir tanesi bu diyebilirim. Spor Psikolojisi serüvenim de birazcık buradan geliyor. Başka bir bölümde tabii ki işimi en iyi şekilde yapmaya çalışırdım fakat Spor Psikolojisi kadar beni tatmin edeceğini düşünmüyordum. Bunun için tabii farklı araştırmalar yaptım Spor Psikolojisi yurtdışında çok yaygın bir alan. Ülkemizde ise Kadir Has Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi olmak üzere 3 okulda mevcut. Ben bu sene Kadir Has Üniversitesi spor ve sağlık psikolojisi yüksek lisansı programına katıldım ve mayıs ayında derslerimiz bitti. Aslında artık kendime Spor Psikoloğuyum diyebilirim. Bu şekilde bir serüven aslında benimkisi.
İ: Spor Psikolojisinden bize kısaca bahseder misiniz? Sizin bu alana yönelme sebebiniz neydi?
B: Spor Psikologları olarak aslında biz diğer alanlardan farklı olarak mental dayanıklılığın teknikleri üzerinde çalışıyoruz. Yani bireysel sporcularla ve takım bazlı çalışabiliyoruz. Genel olarak “fizikselin zihinsele yansıması” şeklinde yorumlayabilirim. Bunun yanında sporculara sürdürülebilir bir performans hedefi koymak için spor psikolojisine özgü belirlediğimiz belli başlı teknikler var. Bunlar üzerinde de çalışıyoruz. Bunlar daha çok Klinik Psikoloji ile farklı olarak soyut kavramlar oluyor. Motivasyon, konsantrasyon ve özgüven gibi kavramları bireysel sporcularımızla veya takım bazlı da çalışabiliyoruz. Yani aslında bu noktada haftalık çalışıyoruz diyebilirim. Çünkü bu sporcuların gözlemi, antrenman gözlemleri ve maçları şeklinde biraz koşuşturmacalı bir serüvenin içerisindeyiz.
İ: Stajınızı nerede yaptınız? Staj bulma süreciniz boyunca neler yaşadınız? Bu süreçten bize biraz bahsedebilir misiniz?
B: Tabii ki, ben takım bazlı bir alanda çalışmak istediğim için Kadir Has Üniversitesinin beni yönlendirdiği Bahçeşehir Üniversitesi e-spor FİFA takımı ile stajıma başladım. Tabi bu süreçte biz haftalık 4 sporcu ile çalışıp süpervizyonumuzun eşliğinde bu sporcularla olan vakaları gözden geçiriyorduk. Sonrasında tabii ki öncelikli olarak bir ihtiyaç analizi çıkarmamız gerekiyor. İdman gözleminden sonra hangi sporcularla çalışılabilir bunların takım koçları ile belirlenmesini sağlıyorduk. Bizim takım koçu ile uyum içerisinde çalışmamız çok önemli. Bu şekilde doğru sporcu ile başlayıp sporcuların bireysel performansını üst noktaya çektikten sonra önce bireyselden ondan sonra da takım bazında seanslar yaparak ilerlememizi sağladık. Ardından 8 ay gibi çok kısa bir süre içerisinde bir lig yükselme başarısı gösterdik. Takımımız 2. ligden 1.lige yükseldi ve ben de bu sayede daha profesyonel olabilecek bir seviyeye ulaştım. Tabii ki bu süreç yoğun bir süreç, bunu yaparken önce kişilerle ben bilişsel davranışçı terapi ekolü ile çalışıyorum. Burada spor psikolojisinde birazcık “dirsek temasında” seanslar gerçekleştiriliyor. Klinik Psikolojideki gibi çok fazla resmi bir dil yok. Sporcularla biraz daha yakın temas kurmamız gerekiyor ki terapötik ilişki biraz daha rahat olsun. Çünkü yaş grubu yetişkin bir bireyden çok daha düşük bir seviyede, dolayısıyla bilişsel davranışçı terapideki bu teknikleri kullandığınız zaman sporcuların kafasında çok net bir şablon oluşturabiliyor ve performanslarındaki yükselmeyi de öngörebiliyorsunuz.
İ: Spor Psikolojisi alanında staj yaptığınız süreç boyunca ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bu alanda staj yapmanın avantajları ve dezavantajları sizce nelerdir? Siz bu alanı tavsiye eder misiniz?
B: Tabii ki, şimdi burada ilk soruda da söylediğim gibi biz aslında haftalık çalışıyoruz yani sporcuları gözlemledikten, performanslarını belli bir noktaya çektikten sonra aslında performans bazlı bazı noktalarda çok konuşulabilecek bir şey kalmıyor açıkçası. Bunun yanında halihazırda birazcık karışık anlatacağım izninizle, Spor Psikolojisi tekniklerinden de bahsederek. Örnek veriyorum bir sporcu ile iç ses tekniğini çalışabiliyoruz. Peki bunları nasıl çalışıyoruz? Birazcık kişinin otomatik düşüncesini, otomatik düşüncenin negatif olarak belirlediği cümleleri pozitife yönlendirip ona bir isim atfediyoruz ve bu şekilde bu tekniği çalışabiliyoruz aslında. Mesela buna bir örnek verecek olursak hedef belirleme çalışıyoruz diyebilirim. Kısa vadeli hedef ile uzun vadeli hedef arasındaki farkı çalışıyoruz. Buna şöyle örnek verebiliriz. Bir forvet oyuncusunun 2 haftalık bir süreçte 10 gol atabilmesi, 2 haftalık performansta 5 gol atabilmesi kısa vadeli hedef olurken lig sonunda ulaşabileceğimiz gol sayısını 19 belirlediğimizde uzun vadeli bir hedef belirlemiş oluyoruz. Bu gibi tekniklerimiz var, bunun yanında tabii ki performans odaklı çalıştığımız için performansın yanında da haftalık seanslarda yükselme olduğunda kişinin sosyal hayatını biraz daha net bilmemiz gerekiyor ya da kişinin hayatına hâkim olmamız gerekiyor. Çünkü her hafta performans konuşmak istemeyebiliyor sporcu. Bu yüzden birazcık daha böyle aslında bu kişinin kendisinin belirleyeceği bir süreç. Ben biraz daha kliniğe kayan taraftan seanslarımı yönlendirdim ve kişilerin hayatlarına biraz daha inmeye çalıştım. Bu birazcık zorlayıcı bir süreç oluyor dezavantaj konusunda. Çünkü performansı yukarı çektiğinizde sporcu onu konuşmak istemiyor. Performansı düştüğünde sizinle konuşmaya ihtiyaç duyuyor. Onun yanı sıra olumlu, avantaj olarak bahsedebileceğim şeylerden bir tanesi de gerçekten çok rahat bir alan ve çok geniş bir alan. Şöyle geniş bir alan, hem bireysel sporcularınız olabiliyor farklı branşlardan hem de farklı takımlarla çalışabiliyorsunuz, birden fazla takımda çalışabiliyorsunuz. Bu noktada dediğim gibi terapötik ilişkiyi biraz daha geniş tuttuğunuz zaman seanslarınız aslında çok ufak bir sohbet havasında geçebiliyor. Bu da tabii ki bir psikoloğun daha rahat kendini açması ve seansı yönlendirmesine yol açabiliyor. Alanı ben kesinlikle öneriyorum çünkü Türkiyede Spor Psikoloğu olmakla Spor Psikoloğuna sahip olmak arasında çok ciddi bir ayrım var. Bunu nasıl söyleyebilirim sizlere. Türkiye Futbol Federasyonu’nun psikolojik performans danışmanlığı eğitimi var. Bu eğitimi alan kişiler yüksek lisans yapmadan ve bu alanda uzmanlaşmadan spor psikoloğu unvanına sahip olabiliyorlar. Buradaki ayrım çok önemli. Çünkü biz bunun eğitimini görüyoruz ve çalışılan teknikler bu eğitimi görmeden çalışamayacağınız teknikler. O yüzden bu alandaki arkadaşlarımızın sayısını arttırabilmek bizim için çok çok önemli. Yurtdışında çok yaygın bir alan ama Türkiyede yeni yeni yayılan bir alan. O yüzden ben kesinlikle tavsiye ediyorum ilgilenen arkadaşlara çünkü gerçekten alanın içine girdiğinizde o klinikten kalan resmi dilin olmadığını Spor Psikolojisinde fark edebiliyorsunuz.
İ: Bu alanda staj yapmak isteyenlere neler önerirsiniz?
B: Öncelikle burada staj yapmak isteyen arkadaşlarımıza genellikle benim önerim bir takım bazlı çalışmak gerektiği yönünde oluyor tabii ki çünkü stajyer bir öğrenci olduğunuz zaman bireysel sporcu bulma ihtimaliniz çok zor oluyor. Fakat stajyer spor psikoloğu unvanı ile gidip kulüplere başvurduğunuzda branş fark etmeksizin kulüpler bunun artık yavaş yavaş farkında ve gerçekten sporculara mental dayanıklılığı kazandırma konusunda ciddi bir çaba sarf ediyorlar. Dolayısıyla başlamak isteyen arkadaşlara ben kesinlikle takım bazlı çalışmalarını öneriyorum. Çünkü takım bazlı çalıştığınız zaman gerçekten orada bir stajyer gibi değil de orada çalışan bir psikolog gibi sorunlarıyla ilgilenebiliyorsunuz. Tabii ki burada başvurduğunuz ekibin Spor Psikolojisine bakış açısı da çok çok önemli bir faktör oluyor. Bunu sağladığınızda, gerçekten çok ciddi sorunları çözümleyebildiğinizi ekibe gösterdiğinizde de aslında birazcık kazan kazan ilişkisi gibi bir durum söz konusu oluyor. Dolayısıyla yeni başlayan arkadaşlara mümkünse önce takım bazlı olarak çalışmalarını ve branş fark etmeksizin staj belgelerini veya CV’lerini gönderip bir görüşme gerçekleştirip işe koyulmalarını öneriyorum. Bireysel sporcuları zaten takımlarla çalıştıktan sonra kendinize alabiliyorsunuz. Bu yüzden ben bu şekilde çalışmanın daha faydalı olduğunu düşünüyorum.
İ: Stajdan önce ve sonra Spor Psikolojisi’ne olan bakış açınız nasıl bir değişim ve dönüşüm gösterdi?
B: Şimdi açıkçası her insanın kendini sorguladığı taraflar oluyor tabii ki. Yani staj öncesinde hiçbir tecrübeniz ve bir eğitim süreciniz de yokken ve bir ekolle de çalışmıyorken kendinizi birazcık sorguladığınız zamanlar oluyor. Bu işi yapabilecek miyim? Nasıl olacak? Altından kalkabilecek miyim? Şeklinde sorularınız oluyor fakat staj süresince o kadar fazla şey deneyimliyorsunuz ve o kadar çok şey öğreniyorsunuz ki bu size yavaş yavaş bir özgüven yüklemeye başlıyor. İlk seansım ve son seansım arasında gerçekten dağlar kadar fark var diyebilirim. O yüzden rahatlıkla kendime spor psikoloğuyum diyebiliyorum artık çünkü size anlatmış olduğum teknikleri o kadar fazla çalışıyorsunuz o kadar fazla tecrübe ediyorsunuz ki gerçekten öncesi ve sonrası arasında çok ciddi farklar olabiliyor. Tabii burada aldığınız eğitimin ve çalıştığınız ekolün de çok büyük önemi var. Bu noktada yönlendirme yapabilmeniz gerekiyor. Staj deneyiminde antrenman gözlemleri yaparak, sporcularla birebir iletişimde olarak ve onların hayatlarına biraz daha empoze olarak kendinizi geliştiriyorsunuz. Öncesinde tabii ki her insanın çekinceleri ve kaygıları oluyor fakat ben bu işin asıl kritik noktasının kendine yetebilme ve doğru eğitimi almak olduğunu düşünüyorum. Bunu başardığınız zaman da gerçekten kendinizi yetkin biri olarak hissedebiliyorsunuz.
İ: Alanda staj yaparken unutamadığınız bir anınız oldu mu? Olduysa bize biraz bahsedebilir misiniz?
B: Tabii ki, ben Bahçeşehir Üniversitesine bir stajyer öğrenci olarak girdim fakat bu süreçte o kadar uzun yollardan geçtik ki ben kendimi sanki 2 yıldır orada çalışıyormuşum gibi hissediyorum. Hatta sporcularımla da öyle bir ilişki kurduk ki stajımın bittiğine onlar da ben de çok üzülüyoruz şu anda. Ben takıma gittiğim zaman takım 13.sıradaydı ve herhangi bir hedef noktasında belli bir hedefleri yoktu. 3.lig’den şampiyon olarak 2.lige çıkan bir takıma gittim ben. Bu süreçte bireysel performanslarının artması yönünde öncelikli olarak takım içinde bazı dokunuşlar yaptık onlarla birlikte. Aralarındaki bağları güçlendirmeleri açısından birbirleriyle daha fazla sosyal olarak vakit geçirmelerini sağladık. Daha sonrasında takım bazlı seanslar gerçekleştirdik. Bu size bahsetmiş olduğum soyut kavramlara her hafta değindik. Ben bir psikoeğitim şeklinde performans profillerini çiziyordum. Performans profili biraz ihtiyaç analizi gibidir, takıma bizim neye ihtiyacımız var diye soruyorsunuz ve takım da diyor ki konsantrasyon. Konsantrasyonun şu an takım için 1 ile 10 arasında kaç olduğunu soruyorsunuz mesela ve sonrasında çıkan cevaba göre biz bunu bir ay içerisinde kaça çıkartabiliriz, bunu konuşuyoruz. Size bir sayı şeklinde hedeflerini söylüyorlar aslında ve bu sıralamaya konsantrasyon, motivasyon gibi 4-5 tane madde ekleniyor. İşte bu maddeleri sıraladığımızda da karşımıza bir önem sırası çıkıyor. Bu önem sırasına göre ben her hafta takımıma psikoeğitim şeklinde sunumlar düzenledim ve bu saydığımız maddelerin hepsini takım adına isimlendirdik. Motivasyon ne demek biliyoruz ama bu kelime bizim takımımız için ne demek? Ne ifade ediyor? Önce bunu bulduk ve motivasyona o isimle hitap ettik. Bu şekilde takım arasındaki etkileşim daha da arttı. Sonrasında çok uzun süreçlerden geçerek play off kaldık ve ben play off olduğumuzda Bahçeşehir Üniversitesinin Galata kampüsünde bootcamp (eğitim kampı) sürecindeydim takımla. Birlikte kaldık ve o süreci birlikte yönettik. Play off finaline çıktığımız günü, o anı hiç unutamıyorum çünkü tansiyonu pick yapan sporcularım oldu ve benim final maçından önce sporcularıma rahatlama egzersizleri yaptırdığım noktalar olmuştu. Bu benim için gerçekten unutamayacağım bir andı. Şampiyon olduğumuz an da benim hayatımda belki de mesleki olarak çok ileri noktalara gitsem bile hiç unutamayacağım bir andı. O an yapmış olduğunuz her şeyin ödülünü aldığınızı görmek ve takımla kurduğunuz o bağı, o ilişkiyi hissetmek gerçekten de o salonun içerisindekilerin hissedebileceği çok farklı noktadaydı. Yani bu soruya şampiyon olduğumuz an diyebilirim çünkü o ana kadar yolumuz çok uzun bir süreçten geçmiş olduğu için benim de gerçekten 20 sene sonra bile unutamayacağım bir andı diyebilirim.
İ: Bülent Bey çok teşekkür ederiz kıymetli cevaplarınız için. Vaktinizi bize ayırdığınız ve davetimizi kırmadığınız için ayrıca teşekkür ederiz. Bizler için çok güzel bir röportajdı, umarız sizin için de çok keyifli geçmiştir. Son olarak bizlere bahsetmek istediğiniz herhangi bir şey varsa sizi dinlemekten mutluluk duyarız.
B: Yani genel olarak ben bu alandaki arkadaşların biraz daha araştırmaya yönelmesini istiyorum açıkçası çünkü gerçekten çok çok büyük yanılgılar var. Biz de alanda bu yanılgıları kırmaya ve sayımızı arttırmaya çalışıyoruz. Doğru bir şekilde çalışmaya çalışıyoruz. O yüzden bu eğitimlerin ve bu kurumların sayısının artması hem psikoloji öğrencileri için hem alanı doğru kullanmak isteyenler için çok büyük bir şans. Bunu kesinlikle değerlendirmeleri gerekiyor ve inanın bana kendinizi bir psikolog olarak düşündüğünüz zaman farklı bir rahatlık hissediyorsunuz ve bence bu en kıymetli olanı. Dolayısıyla tabii ki yurtdışında çok daha farklı eğitimler ve çok daha iyi okullar var fakat Türkiye’deki öğrencilerin kesinlikle araştırma yaparak bu alana yönelmesi lazım çünkü çok büyük yanılgılar var. Bu noktada son olarak söyleyeceğim taraf bu olabilir. Umarım sayımız spor psikologları olarak artarak devam eder. Çünkü gerçekten çok kıymetli bir iş yaptığımıza inanıyorum. Bir sporcuyu değerlendirirken insanlar hep “Şu kadar para alıyor, o performansı versin bir zahmet.” Gibi söylemlerde bulunuyorlar fakat gerçekten de süreç öyle değil. Bu sporcuların aile hayatında problemleri olabiliyor. Gelecek kaygıları, kariyer sonlandırma gibi sıkıntıları olabiliyor çünkü aynı parayı kazanamayacaklarını düşünüyorlar ve ne yapacaklarını bilemiyorlar. Spor psikoloğu olarak bunları da çalışıyoruz aslında sadece performans odaklı değil. O yüzden düşünüldüğünden çok daha geniş bir alan ve iş kolu daha da yüksek. Ben birazcık ülkemizde bunun bilinmediğini düşünüyorum ve bu tarafın daha net bir şekilde araştırılmasını öneriyorum ilgilenen arkadaşlarımıza.
İ: Tekrardan çok teşekkür ederiz Bülent Bey. Kendinize çok iyi bakın.
B: Siz de çok sağ olun. Ben teşekkür ederim.
Bir cevap yazın