İstanbul Üniversitesi’nin resmi olarak çiçeği burnunda mezunlarından biri olmak üzereyim bu zamana kadarki staj deneyimlerim, yazıya dökmekle bunu okuduktan sonraki staj yaşantınıza birazcık da olsa ışık tutabileceğimi düşünüyorum.

Lisans boyunca aşırı idealist bir tutuma sahiptim ki bu tutumdan pişman olduğum pek söylenemez. “Yine de bu aşırılığı herkese tavsiye edebilir miyim?” tartışılır.

Ben teorik olarak 3. Sınıfa geçene kadar bir staj deneyimi edinmeyi tercih etmedim. Üniversite hayatımın ilk iki senesinde hem kendi alanımda hem de başka bilim dallarında okumalar yaparak teorik açıdan olabildiğince kendimi geliştirmeye çalıştım. Tercih etmememin ise staja teorik olarak olabildiği kadar hazır hissederek gitmek istememdi. O zamanlar hayallerimi deneysel psikoloji süslediği için kreş, adliye gibi yerler yapmak istemedim. Sonuçta 3. Sınıfa geçtim ve zaman yönetimi sorunumu çözdükten sonra staj yeri aramaya başladım ve Ocak 2016’da ilk stajıma başladım.

İlk staj deneyimimi Ocak 2016’da Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji bölümünde Öget Öktem Tanör’ ün yanında gerçekleştirdim ve halen orada devam etmekteyim. Öget Hoca, orada “afazi –belirli nörolojik sorunlar sonucu konuşma ve konuşma ile ilişkili alanlarda yeti kaybı”  hastalarının rehabilitasyonunu sağlıyor. Bunu öğrenince kısa sürede Öget Hoca ile iletişime geçtim ve staja başladım.

Haftanın 2 günü hastaneye gittim ve Öget Hoca’nın rehabilitasyon sürecinde neler yaptığını dikkatlice gözlemledim ve afazi hakkında bilgi edindim. Staja başladıktan 1 ay sonra oradaki diğer stajyerler gibi bir hastanın haftalık çalıştırma sorumluluğunu üstlendim. İlk rehabilitasyon deneyimimde yaşadıklarım ve aldığım olumlu geribildirimler, bana psikoloji alanında kendime güvenimi kazandırdı. Orada geçirdiğim her gün acemiliğimi attım ve yaptığım diğer stajlarda bunun faydasını gördüm. Daha rahat inisiyatif alabilir hale geldim. Şu an üçüncü hastamlayım ve 8 aydır onun rehabilitasyon sürecine katkıda bulunuyorum.

İkinci stajımı Eylül 2016’de zorunlu staj olarak gerçekleştirdim. Bir ay boyunca İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Anabilim dalında staj yaptım. Bu süre zarfında psikiyatristlerin yanında onların seanslarına katıldım. Spesifik bir psikiyatrın yanında değildim. Anabilim dalı içindeki çeşitli departmanlarda bulundum. 1 ay içinde çeşit çeşit hasta profili ile karşılaştım. İyi bir deneyimdi ama hiçbir zaman klinik psikoloji alanında çalışmayı istemediğim için bu alanda staj yapmayı sürdürmedim.

Son stajımı da zorunlu olarak yaptım. Aldığım bir ders kapsamımda bir kreşte staj yapmam gerekiyordu. Bir kreşin 3-4 yaş grubu çocuklarının olduğu bir sınıfta 2 ay boyunca haftada 2-3 gün gelerek staj yaptım. Dersimin izlencesinden hareketle ilk 1-2 hafta bütün sınıfı; sonraki haftalar ise sadece bir çocuğa odaklanarak gözlemler yaptım ve gözlem yaptığım her günü raporladım. Odaklandığım çocuğa iki test uyguladım ve puanlamalarını yapıp raporlarını yazdım. Son olarak da aynı çocuğun genel gelişim raporunu yazınca stajımı sonlandırmak durumunda kaldım. Sonuçta,  2 aylık süre içinde çok iyi bir deneyim elde ettiğimi düşünüyorum. Tabi iyi bir süreç geçirmeniz kreşte beraber olacağınız öğretmenle olan ilişkiye bağlı -şanslıyım ki oranın öğretmeniyle çok iyi anlaşıyordum.- Sonuç olarak “İyi ki bir kreşte staj yapmışım.” diyebiliyorum.

2 sene içinde yapabildiklerim bunlarla sınırlı. Geçmişime bakınca bazen “Daha erkenden staj yapmaya başlayabilirmişim.” diyorum ama buna dair bir pişmanlığım yok. Çünkü ağırlıklı olarak hayallerim için bir şeyler yapmaya çalıştım. Şu zamana kadar öğrendiklerimden hareketle size tavsiyem hangi alanda çalışmak isterseniz isteyin insanla ilişkili ilgi alanınızı sadece psikolojiyle kısıtlamayın. Sosyoloji, antropoloji, biyoloji, sanat tarihi, dilbilim, yapay zekâ, genetik, vb. ne ilginizi çekiyorsa onla ilgili okumalar yaparak insana bakış açınızı genişletin ve ulaşılması zor bile olsa hayallerinizin peşinden koşun. Engellerden yılmayın. Yavaş bir şekilde olsa bile hedefinize ilerlemeyi sürdürün.

Sevgiler…

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail